Okul gelişme çağındaki kuşaklara eğitim ve öğretim yolunda kazandırdığı ilkeler insan hayatının tamamı üzerinde tartışılmaz etkilere sahip olan bir kurumdur. Her türlü düşünceyle donatılmaya açık olan bu beyinler okuldaki eğitim sistemiyle şekillenir. Ama okuldaki eğitim hayattaki eğitimin tamamını kapsamaz. Aile ve çevre bu şekillenmenin en önemli görünmeyen aktörleridir. Okul bu aktörlerin vitrindeki şeklidir. Bu yazımız da ailenin eğitim üzerindeki etkileri üzerinde durmak istiyorum. İnanıyorum ki eğitimin ve öğretimin ana kaynağı ailedir.
Aile toplumun en küçük birimi olarak kabul edilmiştir. Aile beşeri ve ilahi dinlerde en önemli eğitim yuvası ve her şeyin mayası olarak kabul edilmiştir. Bundan dolayı bir ülke fethedileceği zaman artık silahla değil, kültürel yozlaşmayla bu yapılmaktadır. Bunu başarabilmek için aileden başlamışlardır. Önce bir ülkenin giyimini, sonra ahlakını, tekniğini ve eğitimini değiştirerek gençliğini yozlaştırırlar. Böylece ülke psikolojik intihar yaşar. Aileler kendi çocuklarına sahip çıktıkları zaman, toplum yozlaşmakta olan topluluğunu korumuş kültürel, ahlaksal, bilimsel olarak yükselmiştir. Aile çocuğun ruhsal gelişimine sahip çıkabilmesi için SEVGİ, DİSİPLİN ve İLGİ unsurunu iyi korumalıdır. Bu üç unsurun uygun dozda verilmesi gerekir. Çünkü bizim hayatımız ÖSS’ye benzemez; sınavda dört yanlış bir doğruyu götürür ama hayatımızdaki bir yanlış bütün doğrularımızı silebilir. Değerli ve ölçülü ana – baba tutumları gerekir.
Daha önceki rehberlik sisteminde herkes kendi rolünü oynuyor ve haddini biliyordu. Baba babaydı, çocuk çocuk gibi davranmasını biliyordu. Bizde öğrenciydik; ama yanlış rehberlik anlayışından dolayı roller karıştı. Bize çocuklarınızla çocuk olun, öğrencilere karşı arkadaş olun dediler böylece, Baba çocuk oldu, çocuk baba oldu, öğrenciler öğretmen, öğretmenler öğrenci oldu. Her şey hızlıca değişti. Kişiliklerin ve ilkelerin değiştiği gibi insanlar zamanla kendi kültürlerinden uzaklaşıp atalarının yaşam tarzından utanmaya başladılar. Dış görünüşleri batı kültürü, iç alemleri doğu tasavvufu ile bütünleşti. İnsanların birini terk etmeleri gerekiyordu. Bu ailelere ve çevrelere kaldı. Bizim topluma sürekli batı kültürü üstün gösterildi, doğunun irfansal boyutu unutuldu. Zamanla insanlar inandıkları gibi yaşamak yerine yaşadıkları gibi inanmaya başladılar. Aileler çocuklarından çocuklar ailelerinden utanmaya başladılar.
Özellikle günümüzde hediye veya ödül olarak velilerimiz tarafından bilgisayar alınıp internete bağlanıp çocuğu bilinçsiz bir şekilde çok feci ve korkunç bir cezalandırılmaya çarptırılıyor. Çünkü velimiz Kaş yapayım derken göz çıkarıyor. Özellikle ailelerin yanlış eğitilmesinden ve çocuklar aileler tarafından yanlış yönlendirilmesinden dolayı çocuk sanal bir dünyaya itilmektedir. Bilgisayar ve internetle haşır neşir olan bir öğrenci gerçek hayatta bulamadığı veya toplum tarafından sınırlandırılmış duygularını internet dünyasında tatmin etmektedir. Böylece öğrencimiz toplumdan kopuk, aileden uzak, eğitimde bihaber yaşamaktadır. Gerçek hayattan uzaklaşıp hayal dünyasında gerçekleri yok etmekle karşı karşıya kalmıştır.
Velilere haddimiz olmayarak şöyle bir tavsiyede bulunmak istiyorum. Çocuğunuzu internetten ne kadar uzaklaştırırsanız Ateşten o kadar uzaklaştırırsınız.
SADE VE İYİ BİR HAYAT YAŞAMAK DİLEĞİYLE…
KALIN DUA İLE…
|